AVRUPA VE BATI

AVRUPA VE BATI

Güneşin gidip battığı,

medeniyetin hep çamura yattığı yer.

İnsanlığın günahkâr çocuğu.

Sömürünün sömürgeciliğin mucidi,

Romanın artığı, dip sürgünü.

Soygunculuğun soylu efendisi.

Talancının taht sahibi.

Haçlının çekirge sürüsü.

İsa adına, İsa’ya karşı,

aç gözlü haşerat ordusu.

Soy kırıp soluyum diyen.

İsa’nın oğlu olduğunu söyleyip

Musa’nın oğlunu katleden…

 

Karanlığın içinde ve içinden

Elinde medeniyet meşalesi

Aydınlık çemberinin ortasında.

Kör sağır ve vicdansız….

Kendinden iki adım ötesinde…

Birde bastığı her yerde,

kendi gölgesinde…

Sözüm ona aydınlattığım dediği yere

hafızasız, hatırsız, vefasız…

 

Karanlıktan gelip, karanlığa giden

Sözüm ona aydınlık yolcusu.

Bu dünyaya zeki kurnaz öbürüne akılsız.

 

 

Soykırımların, iftiranın, yalanın,

“Çaresize ilacım” diyen yılanın,

sömürmenin, talanın ana yurdu.

 

İsa adına İsa’ya karşı amellerin diyarı…

 

Zalim, zorba romanın artığı.

O değil miydi?

Kendisinden olmayana barbar diyen.

Hesapsız, kitapsız, zorla

Kötü olacak, bilinecek ki Senliğin.

Sen olmadığım için iyi olacak benliğim.

Silinecek, kutsanacak…

 

Günahsız doğana, günahkâr deyip,

iki damla su ile günahlarından arındıran.

Günahsızken, günahkâr olduklarına inandırabildiklerin

Günahkarken, günahlarından arındıra bileceğinde inanır.

Aklı olup tezgâha yatmayan,

İşte o barbar diye adlandırılan.

İsa peygamberliğini unutup,

Her zaman ve her yerde,

İsa adına, İsa’ya karşı yaptığın gibi.

 

Onlar barbar…

Sen insan dersen insan olacaklar.

Sen hak verirsen haklı olacaklar.

 

Sana bakınca görüyor ki

Barbar dediklerinin gözü ile bakan.

İsa’dır Muhammet’te en yakın olan.

Ve onlar ki bu yüzden

İsa’ya yakın senden ırak olan…

Ve söylüyorlar ki hep bir ağızdan…

Tarihin derinliklerinden gelen sesleriyle…

Medeniyet dediğin;

Ahlaksızlığın, köleliğin tarihi.

Şeytanın teknoloji sahibi cahili…

Ve medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavara sahip olanlar.

Romanın boş kovuğundan

Onun özünden tomurcuklandılar.

Onun dibinden sürgün verdiler.

Kendi zulümlerinden İsa’ya sığındılar.

“Zulmedene öbür yüzünüzü çevirin” demişti İsa

Kendilerine yüz çevirecek halleri yok ya!

 

İsa’yı unutup

 

Gene zalimim çehresine büründüler.

 

Pagan kurban töreni gibi

Vampir diye cadı diye yaşlı dulları yaktılar.

Kötüyü bulduk Allah’ım ve işte cehennemin.

Artık kötü kalmadı ve bize de cennetin.

Aynı oyun Aynı kandırmaca

Bütün fani dünyada hep

olup, olmakta ve olacak olan.

 

Onlar değil mi dünyanın en akıllısı

Son yemekte İsa bile kandırılmamış mıydı?

Ve şeytan dedi ki ona…

“Bak İsa Allah’ın oğlu inan bana” …

“Öyleyse onda biraz tanrısallık var

Ve tanrıda biraz insanlık” …

“Başara bilirsin” …” kandırabilirsin” …

“Şu evrenin en akıllısı sen değil misin?”

 

Ve kendi kendilerine dedi ki zavallılar…

“O zaman “

“Ben kendimi kandırırsam,  belki Mevlana kanar…”

 

Zihniyet buydu, tarih de ortada…

Medeniyet dediğin zalim romanın artığı

Avrupa dediğin güneşin battığı yer…

 

Ve sonrası bildiğiniz gibi

Karanlık, kan zulüm ve hastalık

Soykırım, sömürge ve vurdumduymazlık.

Ne zaman batı yaraladı insanlığı,

İnsanoğlu çaresiz

Sukut etti sabretti, sabretti.

Zaman yaraları sardı.

Ne zaman ki

Güneş, doğudan doğsa,

Batı, tarafından battı gitti…

Batıya hayran olan hiç kimsenin aklına

Şu soruyu sormak gelmedi.

Medeniyet dedikleri

Maddeye hükmedip, şekil vermek mi?

Ruha hükmedip, şekil vermek mi?

Dr. Özgür EKER 01.10.2017